Himba Kabilesi ve Namibia

Ve yolculugumuzun kalan kısmı Ethosa National Parktan devam ediyor. Bu noktanın en büyük özelliği namibia nın okyanusa uzanan sahil seridi olması. Yol boyunca karaya vurmuş hayalet gemileri görmeniz mümkün. Burada aklıma gelen konu suydu “bizde olsa o gemiler çoktan jilet olurdu:)) ama su anda orada göçmen kuslara ve balıkçıllara ev sahipliği yapıyor 🙂 ve tüm doğal parklarda aklınıza gelip gelmeyen tüm hayvanlar mevcut. Tek fark bu sefer kafes içinde olan biz özgür olan onlar 🙂

CT8B3860.jpg

ct8b4452

Beni şaşırtan diğer bi konu ise “3. Dünya ülkesi” olarak düşündüğümüz namibia nın doğal parklara giren tüm araçları ilaçlamalarıydı. Çünkü orada yaşayan canlılar hem onların turizm elcileri hem de parkın onlara ait oldugunu çoktan kavramalarıydı. Dezenfekte olduktan sonra Ethosa ya hızlı bir giriş yaptık..

CT8B4420.jpg

Ve fazla ilerleyemeden lastiğimiz patladı 😦 neyse ki yanımızda yedek lastiğimiz vardı :)) ve o sırada yanımızdan geçen araçlarda gözüme takılan enteresan bir durum vardı. Hepsi en az 3-4 lastikle ilerliyordu… bu arada yol yol değil haberiniz olsun :)) ben hayatımda bu kadar sert bir yol görmedim. Neyse yolculuk devam ediyor ben klasik olarak uyku modundayım ( benimle yolculuk yapanlar bilir nasıl uyuduğumu ) gözümü bir açtım bizim arabadan patır patır sesler geliyor aşağı indik baktık ki lastik yok. Evet lastik yoook 🙂 bi jant kalmış onun üzerinde gitmişiz bir müddet. Şöyle bi kendime geldim ve düşündüm yedek lastiğimizin yedeği var mi diye? Ve çölde mahsur kalmıştık. Normalde böyle bir durum ülkemizde olsa hiç dert değil ararsın gelir takar gider… biz de öyle yapalım dedik ama telefonda şebeke yok :)) çevremizde ki tepelere çıkıp sinyal aradık ama nafile. Hava kararmaya başladığı için gelen giden de yoktu. Yanımızda biraz su biraz yemek kalmıştı diye seviniyorduk. Ama onları da panikle hemen tükettik 🙂 tam ümidi kesmişken gecenin ilerleyen saatlerinde bir araç ışığı gödük… gelenler güzel komşularımızdı :)) Rus komşularımız rehberimizi aldılar en yakin yerleşim merkezine bıraktılar hatta arada git gel yapıp bize içmemiz içi içki getirdiler. Rus olunca gelen seylerin ne oldugunu az çok anlamışsınızdır:)) çölde kutup ayısı misali 7-8 saat bekledik ve gideceğimiz otele gidemeden kendimizi başka bir tesiste bulduk. Ertesi gün sağlam bir araç geldi ” içimden 3-4 yedek lastik varsa binerim dedim :)) ” yolumuza gecikmelide olsa devam ettik.

Ve bizi en çok heyecanlandıran yere geldik. #opuwo ya #himba kabilesini görmek ve istanbul’dan getirdiğimiz 6 koli çorba ile güneşten korunlamarı için istedikleri çadırları onlara teslim etmekti. Neyse ki #qatarairways sayesinde onlara tüm istediklerini sorunsuz bir sekilde getirmiştik. Himba kabilesine akşam saatlerinde ulaştık. Üzerimde inanılmaz bir heyecan vardi ve nasıl konuşacağımı bilmeden el kol işaretleriyle bi sekilde anlaşmaya başladık.

ct8b4073

 

Onlar için güzel bir sürprizim vardi. Yanıma gelen çocukların fotoğraflarını çekiyor onlara polaroid olarak geri veriyordum. Bu benim yaşadığım en güzel tecrübeydi. Birlikte fotoğraflar çekiyor şekilden şekile giriyor çıkan fotolara hep birlikte gülüyorduk. 20 dk geçtikten sonra 20-30 polaroid film bitmişti ve sıra yüzlerce çocuk fotoğraf bekliyordu :(( sırf bu yüzden oraya tekrar gidebilirim :))

 

ct8b4053

Ardından köy içinde biraz dolaşmaya başladım.. Yanıma gelen çocuklar bana köylerini gezdiriyordu oyunlar oynadıkları yattıkları yerleri gösterdiler. Hepsinin yüzünde gülümseme, gözlerinin içlerinde bir elmas parıltısı vardi.

ct8b4148

 

Himba kabilesinde herkesin vücutlarının büyük bir bölümü çıplaktı. Gün içinde çok fazla güneş altında kaldıklarından dolayı kendi imalatı olan çamurdan kremlerle vücutlarını koruyorlardı. ( keci yağı, kırmızı toprak ve otlardan kendilerine çok faktörlü güneş kremi yapmayı ögrenmişler :))

ct8b4200

Erkelerin büyük bölümü kabile dışında hayvancılık yaptığı için köyde çok fazla yetişkin erkek göremedik. Erkek ne kadar çok keçiye bakarsa o kadar çok kadınla evlenme hakkına sahip oluyordu :))

ct8b4234

 

Bu fotoğrafta gördüğünüz kız ergenlik çağına gelmiş bir yetişkin olduğunu göstermek için kafasına bu tacı takiyor ve bu şekilde evlenme yaşına geldiğini herkese duyuruyordu.

CT8B4194.jpg

 

Erkekler ise evlenene kadar tek bir orgu modeli ile hayatlarına devam ediyor evlendikten sonra saçlarına bir bez parçası takip bunu cenazeler hariç hiç bir zaman kafalarından çıkartmıyorlarmış.

ct8b4138

Ve günün sonunda kendi yaptıkları eşyaları bize bir pazar alanında sundular. hiç birinin özel bir ücret yoktu gönlünüzden ne kopuyorsa veriyordunuz. Kolumda ki kabak çekirdekli bileklik oradan gelme :))

ct8b4289

 

En güzel kısmı hiç biri fotoğraflarını çekerken benden para istemedi… çünkü onların parayla işi yoktu.

ct8b4171

ct8b4130

ct8b4075

 

umarım yüzlerinde ki gülümseme hiç geçmez…

Namibia 


bir yazıya başlamanın en zor tarafı ya başlığı bulmak ya da başlığa özel fotoğrafı düşünmek.. fotoğraf kolay ama başlık kısmı sorun olacak gibi duruyor 🙂 (not yayınlamadan önce aklıma bir başlık gelir dedim ama gelmedi 😦
neden #namibia diye soracak olursanız ben de bilmiyorum. sadece ilk afrika tecrübem olacağı için hiç düşünmeden gelen teklifi kabul ettim. Sonuç olarak hiç gitmediğim bir kıta, bakir bir medeniyet ıssız bir coğrafya… Bakalım #namiba da başıma neler gelmiş 🙂
O zaman hikayemizin en başına dönelim.
Namibia ya gitmek biraz meşakkatli. Ülkemizde konsolosluğu ve büyükelçiliği olmadığı için vizeyi fahri elçilik tarafından alıyorsunuz. Çok fazla evrak gereksinimi olmadan vizeniz bir hafta içinde çıkıyor. Sonra uçuş için kendinize en uygun rotayı belirlemeniz gerekiyor. #QatarAirWays #doha aktarmalı olarak başlattığı uçuşlar ulaşım için en doğru tercih. Diğer firmaların aksine direkt #namibai ya gitmenin en kestirme yolu. istanbul-doha arasi 4-5 saat sürüyor ardından asıl uçuşumuz olan Doha – Windhoek yolculuğumuz başlıyor. bu da 8-9 saat arasında bir süre demek oluyor. Yani aktarmalarla birlikte toplam 14-15 saatiniz yolda geçiyor. ( Zaman dilimi olarak bizden 1 saat gerideler ve gündüzleri çöl tarafında 40 dereceyi aşan sicaklık sahil kısmında akşamlari 15 dereceye kadar iniyor  )

Sabahın ilk saatlerinde Windoek ulaştık. Daha önce hayatımda bu kadar büyük ve ıssız bir toprak parçası görmemiştim. Windhoek e indikten sonra bizi sevgili büyük elçimiz Deniz Çakar hanım karşıladı. 2 yılı aşkın bir süredir Namibia da görevde olan Deniz hanım yaşayacağamız eşsiz deneyimler hakkında bize küçük ipuçları verdi 🙂

Sonra ilk durağımız olan #swakopmund da hava kararmadan geliyoruz. Hava karardıktan sonra gelinmez mi derseniz size kısa ve net bir cevabım olacak “hayır” #namiba halkı gece araba ile yolculuk yapmanın uğursuzluk ve kotu şans getirdiğine inanıyor. Biraz bu durumu düşündükten sonra kendilerine hak verdim. Yolculugumuz süresince cok fazla araç ile gezdiğimiz icin 3 kere ciddi kaza ile burun buruna geldik. #namiba başlı başına tabiat parki gibi olduğu icin önünüze her dakka bir hayvan çıkabilir ve bu ciddi bir kazaya neden olabiliyor. Ülke genelinde toplu taşıma ağı çok fazla yok bu nedenle araba kiralamanız ve ya bir turizm ofisi ile plan yapmanız en mantıklısı. (Para birimi namibya dolari ve tl olarak düşündüğümuz zaman bizim paramiz daha değerli)
Neredeyse ilk günümüzün tamamı yolda geçiyor ve fotograf çekemediğim için benim surat bi karış oluyor haliyle (o anda yanımda olmak istemezsiniz kesinlikle:))
Sabah soluğu #walvisbaa da alıyoruz. Buradan tekne ile okyanusa açılıp fokları pelikanları ve filamingoları görmeye gidiyoruz. ( bu turu kesinlikle yapmalısınız) tekne ile hareket ederken önce bir martı geliyor “ne yani artislik yapmayın Kadiköy Eminönü arası biz martının kralını görüyoruz diyorum içimden” :)) sonra botun arka kısmına bir tane pelikan konuyor.. benim surat biraz kızarıyor tabi haliyle.. ve bizimle yolculuk yapmaya başlıyor. Uzun bir sure bizimle geldigi icin ona alışıyoruz birlikte selfiler falan girla gidiyor…


Sonra yok mu daha fazla atraksiyon derken botun arka tarafına bir tane fok geliyor :)) o zaman tamam diyorum adamlar bu isi yapmış kadrolu foklari var diyip fokun yanına gidiyorum… ilk defa doğal ortamında bir fok görmenin heyecanı ile ona dokunuyorum. İlk izlenim çok kaygan ve ıslak :))

Foklar hakkında kısa bir bilgi ” her ay bir bebek bu da demek oluyor ki yılda 12 bebek” yani anlayacağınız iyi çalışıyorlar :))


Beni tek şaşırtan pelikanlar oluyor. Fok, martı ve pelikan böyle sempatik olunca flamingolardan daha iyi bir performans bekliyorum. Kucağıma konar elimden yemek yer diye hayaller kuruyorum kendi kendime… Sonra o gazla yanlarına koşuyorum ve sahilde ki bütün flamingolari  kaçırıyorum :)) bütün turistlerin bana bakması ve cikkk cikkk demesi de cabası tabi :/


Ben o utançla arabaya bindim ve Atlantik Okyanusunun çöl ile birleştiği sahil seridini görmek için yola çıktık. #namibia ya gitmeden önce dersime iyi çalışmıştım yanımda ki drone ile güzel videolar çekecektim ama güncelleme sorunu yüzünden onu yapamadım. Niye çünkü namibia da internet yok denecek kadar azdı… bizim operatörlerden servis alınabiliyor ama ücret epeyce bi uçuk hiç tavsiye etmiyorum. Size tavsiyem mtc data hattı alıp onu kullanmanız.


Neyse konudan çok fazla uzaklaşmadan çöle geri donelim. Ilk misafirim gecko kendisi kumun altında yaşayan bir kertenkele turu elime aldığımda İstanbul a getirsem mi acaba diye düşünmedim degil hani :)) çakal, tilki ve diğer yırtıcı hayvanları burada görmeniz mümkün. Fotoğraflara bakınca çöl ve okyanusun birleştiği yeri çok sevdik galiba 🙂


Kumların üzerinde koşup kendinizi tepelerde boşluğa bırakmanın essiz mutluluğunu burada yasayabilirsiniz ve ayrıca bu video da olduğu gibi kumlardan gelen ses sizi gercekten hayrete düşürüyor diyebilirim…


Bu arada yazı bu sefer epeyce uzun oldu o yüzden ikinci kısmını siz bunu okuduktan sonra paylaşıcam. Orada ne mi olacak? Himba’lar ve Ethosa national park ta başımıza neler geldi hepsini ayrıntılarıyla yazıcam… Himba kabilesinde yaşadığım duygu dolu anları, çölde 7 saat süren esareti… hepsini ve daha fazlasını gelecek yazıda bulabilirsiniz :))

 

 

Sonbaharda gidilecek yerler nereler acaba :)

Sonbaharda gidilecek yerler nereler acaba :)
O zaman Sonbaharda fotoğraf çekebileceğimiz alternatifli yerleri şöyle sırasıyla bir görelim.
Not: Sıralama tabi ki benim favorilerime göre yapılmıştır 😛
Öncelik tabi ki: Karadeniz 🙂
KaraGöl / Borçka / Artvin / Şavşat
Neden sürekli buraya gidiyorsun diyenleri duyabiliyorum. (ablam, annem, kız arkadaşım vs anlayamazsınız 🙂 ışık ve renk bu coğrafyada bir başka oluyor çünkü. KaraGöl ün arkasında uzanan ağaçların her birinin farklı renklerde olduğunu gördükçe insanın aklını orada bırakmasına neden oluyor.
Bu sene özellikle Artvin de Şavşat seyir terasından sezonun kapanısını izlemek beni şimdiden heyecanlandırıyor.
Artvin’e ulaşım için iki farklı yol izleyebilirsiniz… Birinci alternatif trabzon üzerinden Artvin’e 2-3 saatte gidebilirsiniz. İkinci yol daha fantastik Batum 🙂 evet Batum’dan Artvin 1 saat 🙂 karar size kalmış..
IMG_9135
Kapadokya / Kayseri / Tuz Gölü
Bu lokasyonlarda benim sürekli ziyaret ettiğim noktalar arasında başta geliyor. Özellikle havaların bu dönemde serinlemesiyle birlikte daha keyifli bir gezi yapabilirsiniz…
Balona binmeseniz bile balonları izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Ihlara vadisini şöyle renkler içinde görmek ne güzel olurdu…
Erciyes dağının eteklerinde ve çevresinde göreceğiniz çok fazla nokta var. Sultan Sazlığı, Hörmetci Köyü, Sindelhöyük köyü… şansınız yaver giderse Erciyes dağının eteklerinde Yılkı atlarınıda görebilirsiniz…
IMG_2409.jpg
Yedi Göller / Abant / Gölcük
Büyük küçük yedi tane göl. Yenilenmek güzellik uykusuna yatan piremses gibi 🙂 Kesinlikle bu kadar çok fazla renk mi olur diyeceğiniz bir yer. Sizlere tavsiyem işinizden gücünüzden bir günlük izin alıp hafta içi sessiz sedasiz kaçamak yapmanıza fazlasıyla değer. (Patron ben hasta oldum bahanesini burası için kullanabilirsiniz) Neden böyle söylüyorum diyenler hafta sonu piknik yapan arkadaşlarımızın sayısını görünce anlayacaktır 🙂 imkanınız olursa 1 gecelik çadır kurun ben bu sene bunu yapıcam. Ayrıca o bölgeye gitmişken de Abanta ve Gölcük tarafına uğramadan evinize girmeyin 🙂
FullSizeRender.jpg
Küre Dağları Bartın Kastamonu Safranbolu Amasra
Bu bölge bizim için farklı bir nokta. Hafta sonu için planlayacağınız 2-3 günlük bir gezi ile bu bölgeyi görebilirsiniz… Özellikle memleketim diye demiyorum ama Safranbolu sonbaharda ayrı bi güzel olur. Kristal terasa çıkmadan gelmeyin mesela. Safranbolu eski çarşı içinde bir türk kahvesi için yorgunluğunuz hafifler belki :))
Yok ben istanbul’dan uzaklaşamıyorum şimdi çocukta daha büyümedi yakınlarda bi yerde olalım derseniz Atatürk Arboretumu sizin için biçilmiş kaftan. İçinde farklı ağaç türlerinin olduğu yürüyüş parkurlarında güzel vakit geçireceğiniz alternatif bir nokta.
IMG_3846.jpg
Mevsim geçişleri çok hızlı olduğu için geç kalmadan planlarınızı yapın derim 🙂

Eylül’de Mostar…

CT8B1026.jpg

 

 

Bu sene bayram tatili biraz uzun olunca Balkan kıyılarına bakalım anlatıldığı kadar güzel mi yerinde görelim istedim. Rotamızı ilk olarak Saraybosna üzerinden Mostar. Havalimanından  kiraladığımız araçla Saraybosna merkeze gelip merkez çarşıyı hızlıca gezdik. (Araç kiralamadan tur ile gittiğiniz zaman arada bir çok yeri kaçırabiliyorsunuz .) Burada size tavsiyem cevabi köftesinden yemeniz… Kesinlikle pişman olmazsınız. Para birimi olarak KM kullanılıyor ama aynı zamanda euro da geçiyor o yüzden pek sikinti yaşanmıyor ..

CT8B1129.jpg

Ardından rotamızı Mostar a çevirdik. Mostar’a gidiş yolu gerçekten çok güzel 2-3 saatlik yolu durup durup fotoğraf çekmekten 5-6 saatte anca gidebildik. Ayrıca yollar gidiş geliş tek şerit olduğu için saatte 60km hızı geçtiğiniz anda benim gibi ceza yemeniz kaçınılmaz olabilir :))

CT8B0998.jpg

 

Kesinlikle uğramanız gereken yerlerin başında Neretva’nın hemen yanında bulunan Poçitel… Poçitel, Osmanlının batıdaki en büyük rakiplerinden olan Venediklilere bağlı Dubrovnik ile sınır komşusu. Tamamen taştan inşa edilmiş bu sınır kenti, Osmanlının askeri mimari dehasınının en guzel ornegi diyebiliriz… ve mostara dogru uzanan neretva nehrinin inanilmaz rengi ile yolculugunuz çok keyifli gececek… ve mostar’a dogru devam ederken jablenika ya ugruyoruz . yapılması gerekenler kısaca kuzu çevirme yemek ve Neretva kasabasında bulunan yıkılmış köprüyü görmek. Köprü aynı zamanda ikinci dünya savaşının kaderini değiştirmesiyle meşhur… Vadinin bir kenarında lokomotif diğer tarafında vagonlar mevcut aynı zamanda orada bulunan müzede 2.Dünya savaşından kalan tarihi eserleri yakından görmeniz mümkün ..

 

CT8B1073.jpg

Fotoğrafları çektiğim sırada hava inanılmaz yağmurlu olduğu için çok fazla oyalanmadan Mostar’a devam ettik. Saraybosna Mostar yolu üzerinde çektiğim fotoğraflarda gördüğünüz gibi Neretva nehri gerçekten efsane :)) Mercan rengi üzerinden fazla edit yapmadan fotoğrafları olduğu gibi paylaşmayı bile düşündüm :)) ve sonunda Mostar’a ulaştık  Gece geç saatlerde geldigimiz için şehri ilk planda görme şansımız olmadı ama tarihi doku, yıpranmışlık ve savaşın izleri çok net ortadaydı  Özellikle savaşın izlerini taşıyan binalar restore edilmemiş olduğu gibi bırakılmış. Kurşun izlerine baktıkça yaşananları unutmak istememiş Bosna halkı. Yerel halk Türkleri çok sevdiği için tüm dükkanlarda bize özgü eşyalar görmeniz mümkün ..

CT8B1275.jpg

 

Gittiğiniz dönem yağmurlu ise ayakkabılarınızın kaymayan cinsten olmasina özen gösterin ben aynı anda 6 merdiven birden inerek Mostar’a hizli bi giris yaptim mesela :)) sizlere tavsiyem sabah uyanır uyanmaz Mostar koprusunun fotograglarini boşken çekin. Gün içinde gelen turlar inanılmaz bir kalabalık oluşturuyor o yüzden erken saatte geçip şehri sakin sakin gezin derim… Biz Mostar’da Hotel Kriva Cuprija kaldık ve çok memnun ayrıldık.

CT8B1266.jpg

Otelin yanında minik bir köprüsü var ve çok güzel fotoğraflar veriyor :)) Ve Mostar cesaret köprüsünden atlayan gençleri şansınız varsa yakalayabilirsiniz. Not: bölgenin gençleri artık bunu paraya çevirdikleri için bedavaya atlamıyorlar 20-30 euro karşılığında bunu izleyebilirsiniz..

CT8B1294.jpg

En güzel fotoğraf açısını köprünün alt bölümünde ki sahil kenarından veya karşı tarafta yer alan büyük camiinin minaresinden para karşılığında çekmeniz mümkün .. Ayrıca sunset için teras cafede kahvenizi içerken bir yandan kilisenin çanları bir yandan ezan sesi sizi alıp götürüyor.

 

CT8B1402.jpg

Not: Demleme çay bile var daha ne olsun :))

Bu yazıyı okuyanlara Hırvatistan yazısı bonus olacak :))

Yıldız Pozlama Nasıl Yapılır?

En çok merak edilen konulardan biri.. Yıldız pozlama… nasıl yapılır? Hangisi gerçektir? Hangisi çakmadır hepsini birazdan öğreneceksiniz :))
Hepimiz kullandığımız sosyal medya kanallarından gün içinde yüzlerce fotoğrafa bakıyoruz. Kimine iç geçirip bakıyoruz kimine tamamen fotoşok diyip geçiyoruz.
Yıldız pozlama da bu konuların en başında geliyor. Bu güne kadar yüklediğim yıldız pozlama fotoğraflarının hepsi gerçekti ve hepsi çok kolay bir yöntemle çekildi.
Nelere ihtiyacımız var? Ben kendi ekipmanlarımı yazıyorum siz durumunuza göre buna karar verin :))
Canon 6D gövde 24/70 Lens (f4) ve sağlam bir tripod. Ve yildizli bir hava :))
IMG_6281.jpg
Minimumda bu ekipmanları sağladıktan sonra kendimizi zifiri karanlık bir dağ yamacına ıssız bir köye yanı kısacası şehrin ve yerleşim yerlerinin ışığından uzak bir noktaya götürmemiz gerekiyor. Gece bulut olmazsa (duruma göre parçalı bulut olması çok sorun olmaz) ve dolunay yoksa işimiz daha kolay olur.
Tüm bu koşulları yerine getirdikten sonra makinemizi samanyoluna doğru çeviriyoruz. Samanyolunun nerede olduğunu gösteren app ler çok işimize yarayabilir ama ben genelde kendim buluyorum. Zaten zifiri karanlık bi noktada bunu bir süre sonra sizde gözlerinizle göreceksiniz. Not: Samanyolu her mevsim gecenin farklı saatlerinde görünür. Haziran ayında akşam 10 ile 11 arasında temmuz ayında gece 12 de gibi. Zamanla bunu kendi gözlemlerinizle tecrübe edecek duruma gelirsiniz.
IMG_8893
Heba Yaylası/Karadeniz/2015
Makinemizi ilk olarak manuel odak ayarına getiriyorsunuz. Tahmini olarak 5 ile 8 sn pozlamanız yeterli olacaktır. Manuel olarak yıldızları veya kadrajımıza aldığımız farklı bir objeye netleyebilirsiniz. iso ayarını 8000 ile 12800 değerleri arasına almanız yeterli olacaktır. Ben genelde bu değerleri kullanıyorum.
Fotoğraf kalitesini RAW olarak belirlerseniz sonrasında üzerinde işlem yapmanız çok kolay olur. (renk kanallarına jpeg çekim formatında girmeniz aynı etkiyi vermeyecektir.)
Gelelim çakma yıldızlara :)) Kız Kulesi’nin üzerinde, Ayasofya’nın tepesinde BoğazKöprüsü’nün üzerinde “nebula-samanyolu” gördüğünüz zaman kendi kendinize ne bu lan diyebilirsiniz :))
Çünkü İstanbul üzerinde inanılmaz bir ışık ve bizim göremediğimiz kirli bir hava var maalesef. O yüzden bu fotolara pek aldırış etmeden bakıp geçebilirsiniz :))

Biri Roma mı dedi :))

Sizin için güzel bir haberim var… Şu anda instagram üzerinden paylaştigim postlardan da gördügünuz gibi #shell bir cifti #roma ya gönderiyor… Bunun icin yapmaniz gereken aslinda çok kolay. Araciniza olan sevginizi en farkli ve yaratıcı bir şekilde anlatmanız.. Yolculuk sirasinda yasadiginiz güzel anlar size güzel bir roma tatili kazandirabilir. Proje için çektigim fotoğrafları aşagıda bulabilirsiniz:)) #aracimiseviyorum



Ve beklenen lens :)) 

 Uzun zamandan beri bekledigim #20 mm sigma art serisi lensim nihayet elime ulaştı… #50 mm nin sizi daraltan klasik açısından kurtulmanızı sağlayacak çok başarılı bir araliğı var. 1,4 ile istediginiz alan derinligini fazlasıyla alıyorsunuz. Geniş açı olmasına ragmen fotografta herhangi bir bozulmada meydana gelmiyor. Özellikle gece çekimlerini yaparken düşük ışıga karşı duyarli oluşu çok hoşuma gitti. Gündüz performansinida aşağıda görebilirsiniz…

After a long time awaiting finally i received my #20mm sigma art lens which provides more efficent deepness in pictures than #50 mm and the results are fantastic.Who doesn’t want to enjoy the wideness in his or her photos without blurring!Believe me that results are amazing especially in night shots; now there is no limit to take your photos whereever or whenever you’d like to take photo in low light. I’d like to share with you some of my photos below which was taken with #20 mm in daylight.

Her fotoğrafın bir hikayesi var: bu fotoğraf çok özlediklerinize gelsin…
Naturally, every photo tells a story: this photo is a present from me to you and all missing loved ones.