Yıldız Pozlama Nasıl Yapılır?

En çok merak edilen konulardan biri.. Yıldız pozlama… nasıl yapılır? Hangisi gerçektir? Hangisi çakmadır hepsini birazdan öğreneceksiniz :))
Hepimiz kullandığımız sosyal medya kanallarından gün içinde yüzlerce fotoğrafa bakıyoruz. Kimine iç geçirip bakıyoruz kimine tamamen fotoşok diyip geçiyoruz.
Yıldız pozlama da bu konuların en başında geliyor. Bu güne kadar yüklediğim yıldız pozlama fotoğraflarının hepsi gerçekti ve hepsi çok kolay bir yöntemle çekildi.
Nelere ihtiyacımız var? Ben kendi ekipmanlarımı yazıyorum siz durumunuza göre buna karar verin :))
Canon 6D gövde 24/70 Lens (f4) ve sağlam bir tripod. Ve yildizli bir hava :))
IMG_6281.jpg
Minimumda bu ekipmanları sağladıktan sonra kendimizi zifiri karanlık bir dağ yamacına ıssız bir köye yanı kısacası şehrin ve yerleşim yerlerinin ışığından uzak bir noktaya götürmemiz gerekiyor. Gece bulut olmazsa (duruma göre parçalı bulut olması çok sorun olmaz) ve dolunay yoksa işimiz daha kolay olur.
Tüm bu koşulları yerine getirdikten sonra makinemizi samanyoluna doğru çeviriyoruz. Samanyolunun nerede olduğunu gösteren app ler çok işimize yarayabilir ama ben genelde kendim buluyorum. Zaten zifiri karanlık bi noktada bunu bir süre sonra sizde gözlerinizle göreceksiniz. Not: Samanyolu her mevsim gecenin farklı saatlerinde görünür. Haziran ayında akşam 10 ile 11 arasında temmuz ayında gece 12 de gibi. Zamanla bunu kendi gözlemlerinizle tecrübe edecek duruma gelirsiniz.
IMG_8893
Heba Yaylası/Karadeniz/2015
Makinemizi ilk olarak manuel odak ayarına getiriyorsunuz. Tahmini olarak 5 ile 8 sn pozlamanız yeterli olacaktır. Manuel olarak yıldızları veya kadrajımıza aldığımız farklı bir objeye netleyebilirsiniz. iso ayarını 8000 ile 12800 değerleri arasına almanız yeterli olacaktır. Ben genelde bu değerleri kullanıyorum.
Fotoğraf kalitesini RAW olarak belirlerseniz sonrasında üzerinde işlem yapmanız çok kolay olur. (renk kanallarına jpeg çekim formatında girmeniz aynı etkiyi vermeyecektir.)
Gelelim çakma yıldızlara :)) Kız Kulesi’nin üzerinde, Ayasofya’nın tepesinde BoğazKöprüsü’nün üzerinde “nebula-samanyolu” gördüğünüz zaman kendi kendinize ne bu lan diyebilirsiniz :))
Çünkü İstanbul üzerinde inanılmaz bir ışık ve bizim göremediğimiz kirli bir hava var maalesef. O yüzden bu fotolara pek aldırış etmeden bakıp geçebilirsiniz :))
Reklamlar

Biri Roma mı dedi :))

Sizin için güzel bir haberim var… Şu anda instagram üzerinden paylaştigim postlardan da gördügünuz gibi #shell bir cifti #roma ya gönderiyor… Bunun icin yapmaniz gereken aslinda çok kolay. Araciniza olan sevginizi en farkli ve yaratıcı bir şekilde anlatmanız.. Yolculuk sirasinda yasadiginiz güzel anlar size güzel bir roma tatili kazandirabilir. Proje için çektigim fotoğrafları aşagıda bulabilirsiniz:)) #aracimiseviyorum



Ve beklenen lens :)) 

 Uzun zamandan beri bekledigim #20 mm sigma art serisi lensim nihayet elime ulaştı… #50 mm nin sizi daraltan klasik açısından kurtulmanızı sağlayacak çok başarılı bir araliğı var. 1,4 ile istediginiz alan derinligini fazlasıyla alıyorsunuz. Geniş açı olmasına ragmen fotografta herhangi bir bozulmada meydana gelmiyor. Özellikle gece çekimlerini yaparken düşük ışıga karşı duyarli oluşu çok hoşuma gitti. Gündüz performansinida aşağıda görebilirsiniz…

After a long time awaiting finally i received my #20mm sigma art lens which provides more efficent deepness in pictures than #50 mm and the results are fantastic.Who doesn’t want to enjoy the wideness in his or her photos without blurring!Believe me that results are amazing especially in night shots; now there is no limit to take your photos whereever or whenever you’d like to take photo in low light. I’d like to share with you some of my photos below which was taken with #20 mm in daylight.

Her fotoğrafın bir hikayesi var: bu fotoğraf çok özlediklerinize gelsin…
Naturally, every photo tells a story: this photo is a present from me to you and all missing loved ones.

Kutsal Topraklar / Jordan

ahmet erdem jordan_6

Bundan sonra gezilerimle ilgili yazırları sizinle bu blog üzerinden paylaşıcam. Gezilerde yaşadıklarım, gördüklerim, çektiklerim, çekemediklerim yani aklınıza ne geliyorsa hepsi burada olacak.

Ürdün’le ilgili ilk iş teklifi bundan bir sene önce gelmişti. O zamanlar bölgeyi çok fazla tanimadigim için (konumunda dolayi aklimda bir takim sorular vardi. Güvenli mi siyasi sorunlar var mi vs vs ) işi kabul etmemistim. Zamanla gördüğüm fotoğraflar, farkli insanların yaşadığı tecrübeler ve paylaşımlarla birlikte Ürdün’e kesinlikle gitmem gerektiğini düşündüm. Ve gelen ilk gezi teklifini kabul ettim.

Murat Alemdar, Zafer Kantar, Sefa ve Hakan Dursun ‘a gezi boyunca birlikte olacaktik. Zafer ve Murat’in sanırım dünya üzerinde gezmedikleri yer pek fazla kalmamıştır. O yüzden onlardan öğreneceğimiz cok fazla detay vardi. Hakan sürekli dünyayı gezmeye çalışan bir beyaz yakali aslinda :)) Ama içinde ki yol aşkı onu sürekli masa başından kaçırıyor anlaşılan :)) Sefa ile bu kaçıncı turumuz tam olarak hatırlamıyorum :))

Pazar gününden perşembe gününe kadar önümde koca bir 5 gün duruyordu. Birer gün geliş ve gidişlerde gittigi icin 3 gün aslında başlamadan bitmişti gözümde  sabahları çok erken uyandığım için aslında bir gün iki gün yaşanıyormuş izlenimini oluşturdu hep kafamda.

ilk gün Amman’da uyandım. Şans mi şansızlık mi bilmem ama yağmur beni Ürdün’de de yalnız bırakmadı. Kral Abdullah’in şehirinde tüm evler ve binalar krem~gri ağırlıklıydı. Hava o kadar değişken yapıda olduğu için bir gün içinde yağmur güneş ne istediysek aldık. Ve sehre baktığınızda akıllara hemen Kapadokya geliyor. Çok fazla zaman geçirmeden Amman sokaklarına indik. Şansımıza o gün halk pazarı vardı. Turk ve Müslüman oldugumuzu gören insanlar bize çok sıcak davranıyor rahat rahat fotoğraf çekmemize izin veriyordu. Ama kadınların fotoğrafa bakış açılarının pek olumlu olduğu söylenemez. Çektiğimiz kareleri fark ettikleri anda silinmesi icin ısrarcı oluyorlardı. Halk pazarı olmasina rağmen fiyatlar oldukça pahalıydı. Son güne geldigimizde JD (jordan dinar) den Dolara Dolardan TL ye çevirmek artık cocuk oyuncagildi. Ve ne kadar pahalı bir sehir oldugunu istanbula donerken anladım…

ahmet erdem jordan_2

ahmet erdem jordan_7İkinci gün uzun bir yolculuktan sonra Petra’ya ulaştık. Petra’nin girişi bana yine Ürgüp~Göremeyi hatırlattı  Petra icin kafamda kareleri çok onceden çekmiştim sadece vadiye girip yapmam gerekeni yapacaktım. Ama çok fazla kısmet olmadı ve geldigimiz gece büyük bir hayal kirikliği yaşadım. Petra night kotu hava koşullarından dolayı iptal edildi. Aklınızda bulunsun bu gösteri pazartesi çarşamba cuma cumartesi geceleri yapılıyor sadece. Gitmeden önce planınızı buna göre yapın ve günleri tekrardan sorgulayın. Petra icin en onemli not: Petra’ya ilk giren siz olun saat 8 de kapılar açıldıktan hemen sonra girmezseniz iceride ki kalabalık size ızdırap olacaktır. Erkenden gidin rahat rahat fotoğraflarınızı cekin. Biz toplamda 4 saat kaldık ama Petra icin en azdından tam bir güne ihtiyac var. Günün her saati taşların üstüne yansıyan mükemmel ışık yüzünden fotograf makinenizi iki dakka elinizden düşünmüyorsunuz.

Petra icinde meşhur naneli cay ictikten sonra WadiRum’a gitmek icin gözüm arkada kalmış bir şekilde Petra’dan ayrılıyordum. Çekmek istediğim karelerin çoğunu çekememiştim ve bu tekrardan gelmem için güzel bir nedendi. WadiRum’u hepiniz su anda vizyonda olan Marsli filminden hatırlarsınız. Gerçekten dünya üzerinde böyle bir yerin olduguna görmeden inanamıyorsunuz. Çölün ortasında birden yükselen devasa kaya parçaları sizi kendinizden gecirecek. Konaklama yaptıgımız bedevi kampı herkesin kesinlikle görmesi gereken bir yer.

ahmet erdem jordan_9

Petra’dan sonra bir kötü haber de WadiRum’dan geldi. Sabah yapacağımız balon turu kötü havadan dolayı iptal edilmişti. Gece hava kapalı olduğu için yıldız pozlama yapamamıştım sabah balona binemeyecektik sanırım bir gecede yasanacak tüm aksilikleri yaşamamıştım bu resmen sen tekrar bu kutsal topraklara tekrar geleceksin demek oluyordu. Not: telefon ve internet olmadıgı icin bir günlük detoks yapıyorsunuz :)) Petra’dan sonra aklim WadiRum’da kalmıştı. Ve biz ölüdeniz nami deger Lut golüne gidiyorduk.

ahmet erdem jordan_5Deniz seviyesinin 390 metre altına inerken kulaklarınızda yaşadığınız basınç duygusu sizi biraz rahatsız edebilir bol bol su icin sakız çiğneyin kulaklarınızı eşitlemeye calisin :)) 10 dk yolculuktan sonra ölüdenize ulaşıyorsunuz. Batığınız zaman bizim tuz golünden bir farki yok aslında tek fark daha derin ve karşı kıyınızda İsrail var :)) Aman dikkat suya lambur lumbur girmeyin su gözünüze kaçarsa bütün gününüz berbat olabilir. Dünyanın en tuzlu suyu olduğu için gözlerinizi fazlasıyla rahatsız edebilir. Ve suyun üstüne kendinizi geri geri bırakın deniz yatağında yatıyormuş su sizi kaldırıyor. Bu duygu gercekten inanılmaz. Ardından oranın cilde iyi gelen çamuruyla tüm vücudunuza güzel bir maske yapın ama sakin aynada kendinize bakmayın.Gezi toplamda 3 gün surmuştu ama yaşadıklarımızla sanki bir haftalık bir tur hissi yarattı bende. Ama kesinlikle yetti mi derseniz yetmedi diyebilirim.

Ürdün’ün havasının istanbuldan bir kaç dere daha sıcak oldugunu hatırlatıp İstanbul’a şortla geldiğinizi görenler size şaşkın şaşkın bakabilir :))

Bu arada yazıyı Atatürk havalimanına inerken bitirmem ayrıca güzel oldu tabi :))

Güzel insanlarla karşılaşmanız ve güzel insanlarla bolbol gezmeniz dileğiyle.