Sonbaharda gidilecek yerler nereler acaba :)

Sonbaharda gidilecek yerler nereler acaba :)
O zaman Sonbaharda fotoğraf çekebileceğimiz alternatifli yerleri şöyle sırasıyla bir görelim.
Not: Sıralama tabi ki benim favorilerime göre yapılmıştır 😛
Öncelik tabi ki: Karadeniz 🙂
KaraGöl / Borçka / Artvin / Şavşat
Neden sürekli buraya gidiyorsun diyenleri duyabiliyorum. (ablam, annem, kız arkadaşım vs anlayamazsınız 🙂 ışık ve renk bu coğrafyada bir başka oluyor çünkü. KaraGöl ün arkasında uzanan ağaçların her birinin farklı renklerde olduğunu gördükçe insanın aklını orada bırakmasına neden oluyor.
Bu sene özellikle Artvin de Şavşat seyir terasından sezonun kapanısını izlemek beni şimdiden heyecanlandırıyor.
Artvin’e ulaşım için iki farklı yol izleyebilirsiniz… Birinci alternatif trabzon üzerinden Artvin’e 2-3 saatte gidebilirsiniz. İkinci yol daha fantastik Batum 🙂 evet Batum’dan Artvin 1 saat 🙂 karar size kalmış..
IMG_9135
Kapadokya / Kayseri / Tuz Gölü
Bu lokasyonlarda benim sürekli ziyaret ettiğim noktalar arasında başta geliyor. Özellikle havaların bu dönemde serinlemesiyle birlikte daha keyifli bir gezi yapabilirsiniz…
Balona binmeseniz bile balonları izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Ihlara vadisini şöyle renkler içinde görmek ne güzel olurdu…
Erciyes dağının eteklerinde ve çevresinde göreceğiniz çok fazla nokta var. Sultan Sazlığı, Hörmetci Köyü, Sindelhöyük köyü… şansınız yaver giderse Erciyes dağının eteklerinde Yılkı atlarınıda görebilirsiniz…
IMG_2409.jpg
Yedi Göller / Abant / Gölcük
Büyük küçük yedi tane göl. Yenilenmek güzellik uykusuna yatan piremses gibi 🙂 Kesinlikle bu kadar çok fazla renk mi olur diyeceğiniz bir yer. Sizlere tavsiyem işinizden gücünüzden bir günlük izin alıp hafta içi sessiz sedasiz kaçamak yapmanıza fazlasıyla değer. (Patron ben hasta oldum bahanesini burası için kullanabilirsiniz) Neden böyle söylüyorum diyenler hafta sonu piknik yapan arkadaşlarımızın sayısını görünce anlayacaktır 🙂 imkanınız olursa 1 gecelik çadır kurun ben bu sene bunu yapıcam. Ayrıca o bölgeye gitmişken de Abanta ve Gölcük tarafına uğramadan evinize girmeyin 🙂
FullSizeRender.jpg
Küre Dağları Bartın Kastamonu Safranbolu Amasra
Bu bölge bizim için farklı bir nokta. Hafta sonu için planlayacağınız 2-3 günlük bir gezi ile bu bölgeyi görebilirsiniz… Özellikle memleketim diye demiyorum ama Safranbolu sonbaharda ayrı bi güzel olur. Kristal terasa çıkmadan gelmeyin mesela. Safranbolu eski çarşı içinde bir türk kahvesi için yorgunluğunuz hafifler belki :))
Yok ben istanbul’dan uzaklaşamıyorum şimdi çocukta daha büyümedi yakınlarda bi yerde olalım derseniz Atatürk Arboretumu sizin için biçilmiş kaftan. İçinde farklı ağaç türlerinin olduğu yürüyüş parkurlarında güzel vakit geçireceğiniz alternatif bir nokta.
IMG_3846.jpg
Mevsim geçişleri çok hızlı olduğu için geç kalmadan planlarınızı yapın derim 🙂
Reklamlar

Eylül’de Mostar…

CT8B1026.jpg

 

 

Bu sene bayram tatili biraz uzun olunca Balkan kıyılarına bakalım anlatıldığı kadar güzel mi yerinde görelim istedim. Rotamızı ilk olarak Saraybosna üzerinden Mostar. Havalimanından  kiraladığımız araçla Saraybosna merkeze gelip merkez çarşıyı hızlıca gezdik. (Araç kiralamadan tur ile gittiğiniz zaman arada bir çok yeri kaçırabiliyorsunuz .) Burada size tavsiyem cevabi köftesinden yemeniz… Kesinlikle pişman olmazsınız. Para birimi olarak KM kullanılıyor ama aynı zamanda euro da geçiyor o yüzden pek sikinti yaşanmıyor ..

CT8B1129.jpg

Ardından rotamızı Mostar a çevirdik. Mostar’a gidiş yolu gerçekten çok güzel 2-3 saatlik yolu durup durup fotoğraf çekmekten 5-6 saatte anca gidebildik. Ayrıca yollar gidiş geliş tek şerit olduğu için saatte 60km hızı geçtiğiniz anda benim gibi ceza yemeniz kaçınılmaz olabilir :))

CT8B0998.jpg

 

Kesinlikle uğramanız gereken yerlerin başında Neretva’nın hemen yanında bulunan Poçitel… Poçitel, Osmanlının batıdaki en büyük rakiplerinden olan Venediklilere bağlı Dubrovnik ile sınır komşusu. Tamamen taştan inşa edilmiş bu sınır kenti, Osmanlının askeri mimari dehasınının en guzel ornegi diyebiliriz… ve mostara dogru uzanan neretva nehrinin inanilmaz rengi ile yolculugunuz çok keyifli gececek… ve mostar’a dogru devam ederken jablenika ya ugruyoruz . yapılması gerekenler kısaca kuzu çevirme yemek ve Neretva kasabasında bulunan yıkılmış köprüyü görmek. Köprü aynı zamanda ikinci dünya savaşının kaderini değiştirmesiyle meşhur… Vadinin bir kenarında lokomotif diğer tarafında vagonlar mevcut aynı zamanda orada bulunan müzede 2.Dünya savaşından kalan tarihi eserleri yakından görmeniz mümkün ..

 

CT8B1073.jpg

Fotoğrafları çektiğim sırada hava inanılmaz yağmurlu olduğu için çok fazla oyalanmadan Mostar’a devam ettik. Saraybosna Mostar yolu üzerinde çektiğim fotoğraflarda gördüğünüz gibi Neretva nehri gerçekten efsane :)) Mercan rengi üzerinden fazla edit yapmadan fotoğrafları olduğu gibi paylaşmayı bile düşündüm :)) ve sonunda Mostar’a ulaştık  Gece geç saatlerde geldigimiz için şehri ilk planda görme şansımız olmadı ama tarihi doku, yıpranmışlık ve savaşın izleri çok net ortadaydı  Özellikle savaşın izlerini taşıyan binalar restore edilmemiş olduğu gibi bırakılmış. Kurşun izlerine baktıkça yaşananları unutmak istememiş Bosna halkı. Yerel halk Türkleri çok sevdiği için tüm dükkanlarda bize özgü eşyalar görmeniz mümkün ..

CT8B1275.jpg

 

Gittiğiniz dönem yağmurlu ise ayakkabılarınızın kaymayan cinsten olmasina özen gösterin ben aynı anda 6 merdiven birden inerek Mostar’a hizli bi giris yaptim mesela :)) sizlere tavsiyem sabah uyanır uyanmaz Mostar koprusunun fotograglarini boşken çekin. Gün içinde gelen turlar inanılmaz bir kalabalık oluşturuyor o yüzden erken saatte geçip şehri sakin sakin gezin derim… Biz Mostar’da Hotel Kriva Cuprija kaldık ve çok memnun ayrıldık.

CT8B1266.jpg

Otelin yanında minik bir köprüsü var ve çok güzel fotoğraflar veriyor :)) Ve Mostar cesaret köprüsünden atlayan gençleri şansınız varsa yakalayabilirsiniz. Not: bölgenin gençleri artık bunu paraya çevirdikleri için bedavaya atlamıyorlar 20-30 euro karşılığında bunu izleyebilirsiniz..

CT8B1294.jpg

En güzel fotoğraf açısını köprünün alt bölümünde ki sahil kenarından veya karşı tarafta yer alan büyük camiinin minaresinden para karşılığında çekmeniz mümkün .. Ayrıca sunset için teras cafede kahvenizi içerken bir yandan kilisenin çanları bir yandan ezan sesi sizi alıp götürüyor.

 

CT8B1402.jpg

Not: Demleme çay bile var daha ne olsun :))

Bu yazıyı okuyanlara Hırvatistan yazısı bonus olacak :))

Yıldız Pozlama Nasıl Yapılır?

En çok merak edilen konulardan biri.. Yıldız pozlama… nasıl yapılır? Hangisi gerçektir? Hangisi çakmadır hepsini birazdan öğreneceksiniz :))
Hepimiz kullandığımız sosyal medya kanallarından gün içinde yüzlerce fotoğrafa bakıyoruz. Kimine iç geçirip bakıyoruz kimine tamamen fotoşok diyip geçiyoruz.
Yıldız pozlama da bu konuların en başında geliyor. Bu güne kadar yüklediğim yıldız pozlama fotoğraflarının hepsi gerçekti ve hepsi çok kolay bir yöntemle çekildi.
Nelere ihtiyacımız var? Ben kendi ekipmanlarımı yazıyorum siz durumunuza göre buna karar verin :))
Canon 6D gövde 24/70 Lens (f4) ve sağlam bir tripod. Ve yildizli bir hava :))
IMG_6281.jpg
Minimumda bu ekipmanları sağladıktan sonra kendimizi zifiri karanlık bir dağ yamacına ıssız bir köye yanı kısacası şehrin ve yerleşim yerlerinin ışığından uzak bir noktaya götürmemiz gerekiyor. Gece bulut olmazsa (duruma göre parçalı bulut olması çok sorun olmaz) ve dolunay yoksa işimiz daha kolay olur.
Tüm bu koşulları yerine getirdikten sonra makinemizi samanyoluna doğru çeviriyoruz. Samanyolunun nerede olduğunu gösteren app ler çok işimize yarayabilir ama ben genelde kendim buluyorum. Zaten zifiri karanlık bi noktada bunu bir süre sonra sizde gözlerinizle göreceksiniz. Not: Samanyolu her mevsim gecenin farklı saatlerinde görünür. Haziran ayında akşam 10 ile 11 arasında temmuz ayında gece 12 de gibi. Zamanla bunu kendi gözlemlerinizle tecrübe edecek duruma gelirsiniz.
IMG_8893
Heba Yaylası/Karadeniz/2015
Makinemizi ilk olarak manuel odak ayarına getiriyorsunuz. Tahmini olarak 5 ile 8 sn pozlamanız yeterli olacaktır. Manuel olarak yıldızları veya kadrajımıza aldığımız farklı bir objeye netleyebilirsiniz. iso ayarını 8000 ile 12800 değerleri arasına almanız yeterli olacaktır. Ben genelde bu değerleri kullanıyorum.
Fotoğraf kalitesini RAW olarak belirlerseniz sonrasında üzerinde işlem yapmanız çok kolay olur. (renk kanallarına jpeg çekim formatında girmeniz aynı etkiyi vermeyecektir.)
Gelelim çakma yıldızlara :)) Kız Kulesi’nin üzerinde, Ayasofya’nın tepesinde BoğazKöprüsü’nün üzerinde “nebula-samanyolu” gördüğünüz zaman kendi kendinize ne bu lan diyebilirsiniz :))
Çünkü İstanbul üzerinde inanılmaz bir ışık ve bizim göremediğimiz kirli bir hava var maalesef. O yüzden bu fotolara pek aldırış etmeden bakıp geçebilirsiniz :))

Biri Roma mı dedi :))

Sizin için güzel bir haberim var… Şu anda instagram üzerinden paylaştigim postlardan da gördügünuz gibi #shell bir cifti #roma ya gönderiyor… Bunun icin yapmaniz gereken aslinda çok kolay. Araciniza olan sevginizi en farkli ve yaratıcı bir şekilde anlatmanız.. Yolculuk sirasinda yasadiginiz güzel anlar size güzel bir roma tatili kazandirabilir. Proje için çektigim fotoğrafları aşagıda bulabilirsiniz:)) #aracimiseviyorum



Ve beklenen lens :)) 

 Uzun zamandan beri bekledigim #20 mm sigma art serisi lensim nihayet elime ulaştı… #50 mm nin sizi daraltan klasik açısından kurtulmanızı sağlayacak çok başarılı bir araliğı var. 1,4 ile istediginiz alan derinligini fazlasıyla alıyorsunuz. Geniş açı olmasına ragmen fotografta herhangi bir bozulmada meydana gelmiyor. Özellikle gece çekimlerini yaparken düşük ışıga karşı duyarli oluşu çok hoşuma gitti. Gündüz performansinida aşağıda görebilirsiniz…

After a long time awaiting finally i received my #20mm sigma art lens which provides more efficent deepness in pictures than #50 mm and the results are fantastic.Who doesn’t want to enjoy the wideness in his or her photos without blurring!Believe me that results are amazing especially in night shots; now there is no limit to take your photos whereever or whenever you’d like to take photo in low light. I’d like to share with you some of my photos below which was taken with #20 mm in daylight.

Her fotoğrafın bir hikayesi var: bu fotoğraf çok özlediklerinize gelsin…
Naturally, every photo tells a story: this photo is a present from me to you and all missing loved ones.

Sonsuz Karadeniz

IMG_9135IMG_1024

Sürekli soruyorsunuz neden Karadeniz diye :)) Neden Karadeniz olduğunu size uzun uzun anlatıyım isterseniz :))

Bu güne kadar çok fazla fotoğraf turuna çıktım. 1 yıl içinde Karadeniz’e farklı zamalarda çok fazla tur yaptım hemen hemen her havasına denk geldim. Tura başlamadan önce Karadeniz’de yaşayan arkadaşlarımız ters zamanda geldiğimizi söyledi. Çünkü bu mevsim karadenizin çürük ayı olarak geçiyor sis ve yagmurdan başka birsey görmüyormuş insan. Mesela bu sene Karadeniz’de Sonbahar fotoğrafı çekme fırsatımız olmadı… Havalar yazdan direkt kışa geçti sanırım.

IMG_0164

Üstelik ilk defa çadırla konaklama yapacağımız için epeyce tedirgin başladı turumuz. Daha önce ekipten hiç bir arkadaşımızın kamp hayatıyla ilgili ekstra tecrubesi yoktu. Hepsini yaşayıp görecektik. Kamp malzemelerini istanbuldan aldıktan sonra ucağımıza atlayıp trabzona indik. Trabzon’dan eksik bir kaç eşyamızı tamamlayıp Artvine yolculugumuz başladı. ilk durağımız mençuna selalesiydi. 1km lik tırmanıştan sonra doga harikası şelaleye geldik. Aklımdan ilk geçen hemen yüzmek oldu. Suya ilk girdiğinizde biraz soğuk geliyor ama girdikten sonra alışıyorsunuz :)) En güzel tarafıysa su yutma derdiniz yok, yuttugunuz suyu içebilirsiniz çunku tadı inanılmaz güzel :)) tavsiye : kesinlikle yanınızda sortunuz ve mayonuz olsun. o suda yüzmezseniz turunuz eksik kalır :))

IMG_0963

IMG_7079

Ardından gece çadır kuracağımız yaylaya çıkmak için yola koyulduk. Her yolculuğumuz 3-4 saatlik bozuk yollarda devam ediyor dık yamaçların yanından kıvrıla kıvırla tepeye çıkıyorduk. Enerjimi idareli kullanmak için her yolculukta beşik gibi sallanan arabanın içinde gayet güzel uyuyordum. Ardından heba yaylasına çıktık. Gördüklerimi tarif edemiyor yaşadıklarıma anlam veremiyordum. Yıllardan beri hayalını kurduğum norveç izlanda iskoçya bir anda önümdeydi sanki… Bir yanda bulut denizi bir yanda dik yamaçlar bir yanda mucizevi şekilde batan güneş herşey şaka gibiydi. Ardından çadırlarımızı kuracağımız pansiyonun yanına ulaştık. 2.000 kusur metre yüksekte bizi kendi evimizde yemek yermiş gibi rahat agırlayan Burhan amca ve eşi Saniye teyzeye ne kadar teşekkür etsek az gelir. Hatta üstüne ikram ettikleri Çaça adlı gürcü içkisi inanılmazdı. Gecenin ilerleyen saatlerinde çadırlarımızı kurmak için zirveye dogru yuruyuşumuze başladık. Zifiri karanlık olduğu için yanınızda kafa lambası olması şart. Uyku tulumu ve mat konusunda imkanınız çerçevesinde en iyisini almaya çalışın. Malum geceler soguk ve yagmurlu oluyor. Çadırlarımızı kurduktan sonra dısarı çıktığımızda butun galaksi bizi izliyor gibiydi. Hemen tripodu kurup samanyolunu çekmeye başladık. Yıldız pozlama yapmak için ışıksız mükemmel bir ortam vardır. “ bu konuyu çok merak edenler için ayarlar: f4 iso 8000 manuel focus 8” pozlama” çektiğimiz karelerin aynısını çekmeniz mümkün.
Eğer heba yaylasında kamp kurarsanız ve şansınız yaver giderse hem sunset hem sunrise ta inanılmaz fotolar çekersiniz.

IMG_8893

Heba yaylasına veda etmek biraz zor oldu ama hemen alt bölümünde yer alan Karagöl bizi tüm güzelliğiyle çağırıyordu. Karagöl her mevsim gidilip görülmesi gereken bir yer. ne zaman gitsem beni hep farklı bir çehreyle karşılıyor. o yüzden oraya ugramadan kesinlikle turunuza devam etmeyin.

IMG_8946

Karagöl’den sonra rotamız Avusor yaylasıydi. Artık çadır kurma ve toplama konusunda uzman olmuş çadırımızı 5 dk da kuruyorduk. avusor yaylasına geldiğimizde hava çok kötüydü o yüzden yagmur altında kurdugumuz çadırda tüm gece boyunca yagmur altında uyuduk. bu gibi durumlarda size tavsiyem kamp alanınızı orada ki yerleşim noktalarına yakın yapın. Malum karadeniz sagı solu belli olmuyor acil bir durumda pansiyona sıgınmanız gerekebilir :))

IMG_8967
Sabah avusor yaylasında uyandıktan sonra kaçkar dagının eteklerinde ki kemerli kaçgar gölüne tırmanışımız başladı. Çarşı adında minik bir köpe size göle çıkarken eşlik ederse hiç şaşırmayın. yarım saat süren tırmanıştan sonra kemerli kaçgar gölüne ulaşıyorsunuz. biz gittiğimizde hala karlar erimemişti ve suyu buz gibiydi. şansınız varsa açık bir havada orada yüzmek ve fotograf çekmek hayatınızda yaşayacağınız en büyük tecrubelerinizden biri olacak.

IMG_9039Nerdeyse 2 yıldan beri yanımdan ayırmadığım bilgisayarım in çık yapmaktan bozulmuştu. Fotografları kaybetseydim sanırım bu çok fazla canımı acıtırdı. gördüğüm manzaralar yaşanılan hikayeler bir sekilde kayıt altında olmalıydı ve neyse ki istanbul dönüşünde hepsini kurtardık.

Avusor yaylasından sonra çiçekliyaylaya geçtik. sanırım hayatımda gördüğüm en güzel çıçekler ve arılar ordaydı. yaylanın tepesinden aşağı baktığınız zaman kendinizi dünyanın merkezinde hissetmeniz gayet normal. yanınıza aldığınız kamp sandalyelerini açıp Çat Vadisini kuş seslerinin arasında izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

IMG_7479

Ve turumuzun sonlarına doğru hayallerini kurduğumuz Pokut yaylasına doğru yola çıktık. çok zor bi yolculuktan sonra 1-2 araç değiştirerek pokuta ulaştık. Pokut yaylası ulaşımının zor olmasında dolayı hiç bozulmamış tüm bakir güzelliğiyle bizi karşıladı. sanırım hayatımda şu ana kadar gördüğüm tüm doga olaylarını 2 saat içinde orada yaşadım. gözümü kapadığımda bir anda sis çokuyor açtığımda yağmur yağıyor saga dondugumde gökkuşagı çıkıyor ve oranın cennet olduğuna ikna ediyordu seni.

IMG_0094

IMG_1188

Tür boyunca yaşadığımız sıkıntılar aksaklıklar ne kadar çok olursa olsun sizinle birlikte tura katılan arkadaşlarınız dünyanın en uyumlu insanlarıysa bunların hiç bir önemi kalmıyor. O yüzden bir tur planı yapmadan önce yanınızda olacak insanların kim olması gerektiğine iyi karar verin ve onları yanınızdan hiç ayırmayın.

IMG_9901

 

IMG_7525

Şu anda kış turu için planlamayı yapıyorum :))

Kutsal Topraklar / Jordan

ahmet erdem jordan_6

Bundan sonra gezilerimle ilgili yazırları sizinle bu blog üzerinden paylaşıcam. Gezilerde yaşadıklarım, gördüklerim, çektiklerim, çekemediklerim yani aklınıza ne geliyorsa hepsi burada olacak.

Ürdün’le ilgili ilk iş teklifi bundan bir sene önce gelmişti. O zamanlar bölgeyi çok fazla tanimadigim için (konumunda dolayi aklimda bir takim sorular vardi. Güvenli mi siyasi sorunlar var mi vs vs ) işi kabul etmemistim. Zamanla gördüğüm fotoğraflar, farkli insanların yaşadığı tecrübeler ve paylaşımlarla birlikte Ürdün’e kesinlikle gitmem gerektiğini düşündüm. Ve gelen ilk gezi teklifini kabul ettim.

Murat Alemdar, Zafer Kantar, Sefa ve Hakan Dursun ‘a gezi boyunca birlikte olacaktik. Zafer ve Murat’in sanırım dünya üzerinde gezmedikleri yer pek fazla kalmamıştır. O yüzden onlardan öğreneceğimiz cok fazla detay vardi. Hakan sürekli dünyayı gezmeye çalışan bir beyaz yakali aslinda :)) Ama içinde ki yol aşkı onu sürekli masa başından kaçırıyor anlaşılan :)) Sefa ile bu kaçıncı turumuz tam olarak hatırlamıyorum :))

Pazar gününden perşembe gününe kadar önümde koca bir 5 gün duruyordu. Birer gün geliş ve gidişlerde gittigi icin 3 gün aslında başlamadan bitmişti gözümde  sabahları çok erken uyandığım için aslında bir gün iki gün yaşanıyormuş izlenimini oluşturdu hep kafamda.

ilk gün Amman’da uyandım. Şans mi şansızlık mi bilmem ama yağmur beni Ürdün’de de yalnız bırakmadı. Kral Abdullah’in şehirinde tüm evler ve binalar krem~gri ağırlıklıydı. Hava o kadar değişken yapıda olduğu için bir gün içinde yağmur güneş ne istediysek aldık. Ve sehre baktığınızda akıllara hemen Kapadokya geliyor. Çok fazla zaman geçirmeden Amman sokaklarına indik. Şansımıza o gün halk pazarı vardı. Turk ve Müslüman oldugumuzu gören insanlar bize çok sıcak davranıyor rahat rahat fotoğraf çekmemize izin veriyordu. Ama kadınların fotoğrafa bakış açılarının pek olumlu olduğu söylenemez. Çektiğimiz kareleri fark ettikleri anda silinmesi icin ısrarcı oluyorlardı. Halk pazarı olmasina rağmen fiyatlar oldukça pahalıydı. Son güne geldigimizde JD (jordan dinar) den Dolara Dolardan TL ye çevirmek artık cocuk oyuncagildi. Ve ne kadar pahalı bir sehir oldugunu istanbula donerken anladım…

ahmet erdem jordan_2

ahmet erdem jordan_7İkinci gün uzun bir yolculuktan sonra Petra’ya ulaştık. Petra’nin girişi bana yine Ürgüp~Göremeyi hatırlattı  Petra icin kafamda kareleri çok onceden çekmiştim sadece vadiye girip yapmam gerekeni yapacaktım. Ama çok fazla kısmet olmadı ve geldigimiz gece büyük bir hayal kirikliği yaşadım. Petra night kotu hava koşullarından dolayı iptal edildi. Aklınızda bulunsun bu gösteri pazartesi çarşamba cuma cumartesi geceleri yapılıyor sadece. Gitmeden önce planınızı buna göre yapın ve günleri tekrardan sorgulayın. Petra icin en onemli not: Petra’ya ilk giren siz olun saat 8 de kapılar açıldıktan hemen sonra girmezseniz iceride ki kalabalık size ızdırap olacaktır. Erkenden gidin rahat rahat fotoğraflarınızı cekin. Biz toplamda 4 saat kaldık ama Petra icin en azdından tam bir güne ihtiyac var. Günün her saati taşların üstüne yansıyan mükemmel ışık yüzünden fotograf makinenizi iki dakka elinizden düşünmüyorsunuz.

Petra icinde meşhur naneli cay ictikten sonra WadiRum’a gitmek icin gözüm arkada kalmış bir şekilde Petra’dan ayrılıyordum. Çekmek istediğim karelerin çoğunu çekememiştim ve bu tekrardan gelmem için güzel bir nedendi. WadiRum’u hepiniz su anda vizyonda olan Marsli filminden hatırlarsınız. Gerçekten dünya üzerinde böyle bir yerin olduguna görmeden inanamıyorsunuz. Çölün ortasında birden yükselen devasa kaya parçaları sizi kendinizden gecirecek. Konaklama yaptıgımız bedevi kampı herkesin kesinlikle görmesi gereken bir yer.

ahmet erdem jordan_9

Petra’dan sonra bir kötü haber de WadiRum’dan geldi. Sabah yapacağımız balon turu kötü havadan dolayı iptal edilmişti. Gece hava kapalı olduğu için yıldız pozlama yapamamıştım sabah balona binemeyecektik sanırım bir gecede yasanacak tüm aksilikleri yaşamamıştım bu resmen sen tekrar bu kutsal topraklara tekrar geleceksin demek oluyordu. Not: telefon ve internet olmadıgı icin bir günlük detoks yapıyorsunuz :)) Petra’dan sonra aklim WadiRum’da kalmıştı. Ve biz ölüdeniz nami deger Lut golüne gidiyorduk.

ahmet erdem jordan_5Deniz seviyesinin 390 metre altına inerken kulaklarınızda yaşadığınız basınç duygusu sizi biraz rahatsız edebilir bol bol su icin sakız çiğneyin kulaklarınızı eşitlemeye calisin :)) 10 dk yolculuktan sonra ölüdenize ulaşıyorsunuz. Batığınız zaman bizim tuz golünden bir farki yok aslında tek fark daha derin ve karşı kıyınızda İsrail var :)) Aman dikkat suya lambur lumbur girmeyin su gözünüze kaçarsa bütün gününüz berbat olabilir. Dünyanın en tuzlu suyu olduğu için gözlerinizi fazlasıyla rahatsız edebilir. Ve suyun üstüne kendinizi geri geri bırakın deniz yatağında yatıyormuş su sizi kaldırıyor. Bu duygu gercekten inanılmaz. Ardından oranın cilde iyi gelen çamuruyla tüm vücudunuza güzel bir maske yapın ama sakin aynada kendinize bakmayın.Gezi toplamda 3 gün surmuştu ama yaşadıklarımızla sanki bir haftalık bir tur hissi yarattı bende. Ama kesinlikle yetti mi derseniz yetmedi diyebilirim.

Ürdün’ün havasının istanbuldan bir kaç dere daha sıcak oldugunu hatırlatıp İstanbul’a şortla geldiğinizi görenler size şaşkın şaşkın bakabilir :))

Bu arada yazıyı Atatürk havalimanına inerken bitirmem ayrıca güzel oldu tabi :))

Güzel insanlarla karşılaşmanız ve güzel insanlarla bolbol gezmeniz dileğiyle.